Monday, May 18, 2009

Takvimden aci bir yaprak


Turkan Hoca'yi kaybettik. Ne kadar uzuldugumu anlatabilmem mumkun degil!!! Son yapilanlar ne kadar haksiz, asagilik ve adiceydi!!!! Sonsuzlukta onun ruhu ne kadar engin digerlerinin ki ne kadar cuce.

Seni cok sevdik, saydik, giptayla baktik; hemcinsin olmaktan, senin gibi Turk olmaktan gurur duyduk Hocam. Ruhun sad olsun.

Friday, May 8, 2009

Frustrations


Bazen yasamayi bir kenara birakip oldugum yerde duruyorum. Surekli kendi etrafinda dondururler de biraktiklari zaman deli gibi basin doner ya onun bir degisik hali...

Night Train to Lisbon'da gecen bir paragrafla ilgili bu hafta ne kadar cok dusundum. "Hayal kirikliklari gercek seni ortaya cikarir. Karakterinin derinliklerini, sakli taraflarini..." Hersey gulluk gulistanlik giderken ben cok olculu davranabiliyorum ama bu ben miyim ya da hayat hep gulluk gulistanlik mi? Eeee degil iste... Olcuyu kacirdigin zamanlarda bu da benmisim diyorsun ama sanki yabanciyla karsilasmis gibisin. Dagin basinda Buda olmak kolay da insanlarin arasinda challenge gibisinden birsey bu...

Bir Yay burcu olarak hayatim felsefeyle gecti benim. Neden burdayiz, nicin yasiyorum, anahtar nedir, kendimi seviyor muyum, neden ben benim de sen sensin? Bu sorularla yogruldum ben. Demek ki ben bunu ogrenmek icin yasiyorum dedim sonunda.

Yay burclarinin en buyuk ozelliklerinden biri de huzursuz olmalari. Ruhumu huzura kavusturmak icin her gun calisiyorum ben, calismazsam isin icinden cikamiyorum. Hayat da yardim ediyor sagolsun:)))

Amerika'ya gelmem, burda yasamam zaten yeterince ilgincti. Son bir bucuk senedir icinde bulundugumuz durum da bana aslinda istediginde herkesin guclu olabilecegini ispatladi. Bizim karsilastigimiz bu, senin karsilastigin bambaska, digerinin ondan baska... Deli gibi uzuldugun durumlardan sonra Allahim ben bir daha duzelemem diyorsun ama sonra bir bakmissin umut yine yesermis. Ipleri birakmamak galiba onemli olan. Hayal kirikliklariyla anliyorsun ki "Bu da gecer"

Hepimiz guzel gunler gorelim, hayatimiz yasamaya deger olsun, mutlu ve huzurlu en basta saglikli olalim. Huzurla kahakaha atabilelim... Iyi ki yasadim diyelim. Keske olmasin hic bir mevsimde. Rollere burunmeyelim, kendimizi kendimiz gibi korkusuzca, huzurla yasayalim. Evren bize hep guzellikler gostersin... Buna degsin!!!

sen mutluluğun resmini yapabilir misin Abidin
işin kolayına kaçmadan ama
gül yanaklı bebesini emziren melek yüzlü anneciğin resmini değil
ne de ak örtüde elmaların
ne de akvaryumda su kabarcıklarının arasında dolanan kırmızı balığınkini
sen mutluluğun resmini yapabilir misin Abidin
1961 yazı ortalarında Küba'nın resmini yapabilir misin
çok şükür çok şükür bugünü de gördüm
ölsem de gam yemem gayrının
resmini yapabilir misin üstat

Nazim Hikmet Ran

Tuesday, May 5, 2009

Genetigi Degistirilmis Urunler


Genetigi degistirilmis urunler!!! Bilim yaratti bu belayi, bilim adamlarinin bulusu. Ama maalesef bu sefer hayrimiza degil. Belki de sonumuz bundan olacak...

Patatesi dusunun, organik degil de kimyasallarla yetistirilmis. Eve geldiginde biz yikariz, soyariz ki kimyasallardan ve mikroplardan aridiralim diye... Genetigiyle oynandiginda ise bu sansimiz dahi kalmiyor cunku butun o tarim ilaclarini patatesin her bir hucresine enjekte ediyorlar, tek tek yapmiyorlar tabii bunu, tohumlarin DNA'siyla oynuyorlar ve patatesin patateslik ozelligi kalmiyor. Al tarim ilacini, likir likir ic ayni hesap. Korkutucu olan tarafi daha henuz bunu ortaya cikaran kapsamli arastirmalar da yok, yalniz son zamanlarda cocuklarda inanilmaz artan oranlardaki kanser vakalari bunun gizli belgesi. Farelerde yapilan deneyde hayvanlar bunu yediklerinde ozellikle de cigse on gun icinde gidiyorlar. Dalak, karaciger falan iflas... Pismisse 110 gun yasiyorlar, bu da insan omrunde 10 seneye takabul edermis.

Amerika'da ozellikle misir, soya ve kanola bitkisinin aklasik %70'nin genetigiyle oynanmis. Simdi acin bakin satin aldiginiz bir urunun 'icindekiler' kismina bu uc tanesinden birini illaki bulacaksiniz. Tarim politikasi dogrultusunda bu uc urunu herseye kakaliyorlar. Ictiginiz mesrubat, kola, gazoz da high fructose corn syrup diye gecer. Sekeri uc misli tatli yapmak icin bulunmus bu yontem obezitenin de bir numarali nedenlerinden...

Oyle zor bir durumdayiz ki hem organik alicaksin herseyini hem de organik olduguna inanacaksin. Turkiye'de denetim yok! Burda var da ne oluyor, bir suru alaveresi dalaveresi var olayin. Neyse ki bu sivil toplum kuruluslari burda etkili kucucuk de olsa birseyler degisiyor.

Tohum endustrisi oyle bir pazar haline gelmis ki kucuk ciftciye goz actirmiyorlar. Bunlarin sattigi genetigiyle oynanmis steril tohumlar. Bir sene ekiyorsun oburku sene bastan yeni tohum alman gerek cunku o tohum doga yasalarina tamamen zit olarak tekrar dollemiyor kendini.

Hayvanlar genetigiyle oynanmis yemlerin yanina ugramazlarmis ancak zorla yedirtiliyorlar. Onlari da biz yiyoruz. OFFFFF

Genetigiyle oynanmis urunun boyle olup olmadigini disardan tuketici olarak anlamamiza imkan yok. Amerika'da bu tip urunlerin uzerinde etiket de yok, bir cok ulkede varmis. Turkiye'de de rastlamadim ben, kucuk Amerika ne de olsa:((((

http://www.truefoodnow.org isimli siteye bir goz atin derin, cok ilginc bilgiler iceriyor!!!

Monday, May 4, 2009

Environment Friendly



Haftasonu surekli yagmur yagdi ve hatta bugun de devam ediyor. Ben yagmuru cok seviyorum o yuzden pek sikayet etmiyorum. Su anda da bir yandan Bach caliyor bir yandan yagmur yagiyor bir yandan ben yaziyorum.


Dun Costco ya gittik, mallarin toptan satildigi bir yer bizim Metro gibi. Temizlik malzemesi aldim, bulasik deterjani hepsi de environment friendly. Ariyordum uzun zamandir, kucuk bir sise de almistim hatta ama bunlar kocaman. Hem ucuza geldi hem de Costco guvendigim bir marka.
Temizlik malzemelerinin icinde hem cevreye hem bize zarar veren ammonium, fosfat gibi maddeler var. Erkan Topuz Hocam bagiriyor ama bosa degil, kanserin artisi bu yuzden, kimyasallar. Hem cevre kirleniyor hem biz...


Pazar gunu yaptigimiz diger bir aktivite de evde Samy nin yemedigi mamalari ve kalmis ekmekleri kuslara atmak oldu. Ortada kus yoktu tabii yagmur yagarken, sanki ilaclama yaparmis gibiydik, Ordek arabayi kullaniyor, ben bagiriyorum"yanas, yanas", arabayi kaldirima, yesilligin kenarina suruyor, ben bir avuc vitaminli mamayi savuruyorum. Arkamizdaki arabalar bunlar ne yapiyor diye merak etmistir. Aslinda polis molis durdurabilir diye de odum koptu. Anlat icindeki hayvan sevgisini adama on saat anlatabilirsen. Birkac yil once ormanda elimde agaclarla ilgili kitap, dolasiyoruz, hemen gorevli geldi, sorguladi resmen, ne yaptigimi anlamak icin. Adama agaclari sevdigimi ve isimlerini ogrenmek istedigimi soyledim ama tabii bununla ilgili besyuz soru sordu.


Ordek beni doga manyagim diye seviyor zaten, ben de diyorum ki bak bana en buyuk kiratli pirlanta yuzugu alsan ben sevinmem bir de kizarim ama beni cayira cimene gotur bana en buyuk hediyeyi verirsin, bu kadar bedava baska nerde sevgili bulacaktin? :))))

Saturday, May 2, 2009

Ben ve yabanci bir sehir

Amerika'da yasamaya baslayali nerdeyse 7 sene oldu. Gunler su gibi geciyor geciyor da nasil geciyor? Ne kadar degistim birey olarak bu ulkede yasamaya baslayali beri? Bu sorulari zaman zaman kendime sorarim hatta sormakla kalmaz bir yandan da Ordegin basinin etini yerim. Sence soyle degil mi, boyle degil mi diye?

Bu ulke bence herseye inanabilmeyi beraberinde getiriyor. Hicbirseye sasirmiyorsunuz, hicbirsey size cok tuhaf gelmiyor. Bakis aciniz gelisiyor. Benim hala bazi fikirlerim domestik bunu kabul ediyorum ama gelisiyor iste...

Sonra daha bir rahatliyorsunuz, guzel gorundugunuz zaman onu da seviyorsunuz ama sadece esofmanlarla oldugunuzda da aman ben napiyorum demiyorsunuz?

Bir duzeni var ya iste buna cok fena alisiyorsunuz. NY icin konusamam ama DC'de hersey duzenli, pacoz ve cok tehlikeli sokaklari da var ama onun gerisinde her yerde rahatsiniz.

Tepenizde sort giyseniz kimse aaa napmis diye donup bakmaz artik Istanbul'da bunu yapamaz hale geldik ve bu da ozlem olusturdu.

Yalniz da mutlu olabiliyorsunuz. Ben bu sehri hafta ici ve Pazar haric cogu haftasonu yalniz yasadigim icin bunu ustune basarak soyleyebilirim. Mesela yalniz sinemaya gitmenin ne kadar zevkli oldugunu, basibos sokaklarda yalniz dolasmanin ayri bir ozgurluk verdigini ben burda kesfettim. Onume kahvemi alip bir cafede saatlerce yalniz takilmaktan ben burda haz duyar oldum. Ama sunu da belirtmem gerek Ordegim olmasaydi ben bu ulkede bir ay durmazdim.

Aklima geldikce yazarim bu konuyla ilgili ara ara...

Wednesday, April 29, 2009

cReEp

When you were here before Couldn't look you in the eye You're just like an angel Your skin makes me cry You float like a feather In a beautiful world I wish I was special You're so fucking special But I'm a creep I'm a weirdo What the hell am I doing here? I don't belong here I don't care if it hurts I want to have control I want a perfect body I want a perfect soul I want you to notice when I'm not around You're so fucking special I wish I was special But I'm a creep I'm a weirdo What the hell I'm doing here? I don't belong here She's running out again She's running out She runs runs runs Whatever makes you happy Whatever you want You're so fucking special I wish I was special But I'm a creep I'm a weirdo What the hell am I doing here? I don't belong here I don't belong here

Tuesday, April 28, 2009

Mercimek Koftesi



Mercimek koftesini hayatimda ikinci yapisim. Birincisi fecii idi. Ikinci yaptigimda tarifi kendime gore modifiye ettim ve inanilmaz oldu. Su anda da duba gibiyim aksama birsey yiyemem, hem yaptim hem yedim...

Tarifi internetten google yaparak buldum ama kendime gore degistirdim.

1 su bardağı kırmızı mercimek
2 su bardağı ince (koftelik) bulgur
4 bardak su
1 buyuk baş kuru sogan
1 yemek kaşıgı tepeleme domates salçası
1 yemek kaşığı tepeleme biber salçası
1 çay bardağı zeytinyag
2 tatlı kaşığı tuz
1 tatli kasigi kirmizi biber
1 tatli kasigi kimyon
1 demet yesil sogan
1 demet maydanoz

Yapimina gelince;


Oyle kocaman bardak kullanmicaksiniz olcu olarak bu birrrr. Ben ikea dan aldigim kulplu cam cay kupalarini kullandim. Hani cayi buyuk bardakta getirirler ya yanda sapi vardir, onun gibi...

Litre diyordu tarifte olctum 4 bardak yapti. Mercimekleri yikayip 4 bardak suyla kaynatiyorsunuz yani. Kapagini kapatmayin.

Sonra yine ayni bardakla kocaman kasenin icine iki bardak ince bulguru koyuyorsunuz. Mercimekler iyice yayilinca ama corba gibi de darmadagin olmadan atesten alip bulgurun ustune koyuyorsunuz, unutuyorsunuz. Bulgur sisiyor orda. Bekleyin 40 dakika uzerini kapatip...

Diger tarafta sogani kucuk kucuk dograyip zeytinyaginda pembe olana kadar kavuruyorsunuz. Uzerine salcalari ekliyorsunuz. (Tarifte su falan koyuyor ben koymadim. Sonra salcalari birer kasiga indirdim.) Ceviriyorsunuz pisirine kadar.

Pistikten sonra 40 dakika beklettiginiz ve artik kendini iyice cekmis olan mercimek bulgur ikilisine ekliyorsunuz. Bu ikili hala vicik vicik suluysa biraz daha bekleyin ama 40 dk yeterli normalde. Uzerine cigden butun tuzu, baharati ekliyorsunuz. Maydanozlari ve yesil sogani cig kucuk kucuk dogruyorsunuz. Onlari da ekliyorsunuz. Basliyorsunuz karistirmaya, sicaksa bir kasikla karistirin once sonra soguyor zaten yavas yavas.

Inanin harika oldu. Ben ki bir daha mercimek kofte yapmam diyordum ilk husranimdan sonra...

Fotoyu iphone dan cektim, cok iyi cekmiyor ama artik idare edin!!!

Inanilmaz yararli bir yemek bir kere. Mercimek protein deposu ve kaliteli protein. Enerjinize dikkat edin, sabah ya da ogle bu tip bir protein yediginizde cok yuksek olur. Kolestrolu dusuren fiber iceriyor. Kan sekerinizi normal seviyeye dusuruyor fiber yagli birsey yediginizde. Kendinizi yorgun hissetmiyorsunuz, kan sekeriniz de roller coaster gibi bir asagi bir yukari inip cikmiyor. Ayni zamanda mercimek onemli bir B vitamini kaynagi. Strese karsi B vitamini cok onemli.